Magazin
gazetelerinin sayfalarından eksik olmayan, Grammy ödüllerini silip
süpüren sansasyonel yıldız Amy Winehouse, 2000’li yılların en büyük
şarkıcısı olma yolunda ilerliyor. Tabii yaşam tarzının izin verdiği
ölçüde.
1983 doğumlu Amy Winehouse,
son yıllarda elde ettiği başarıların aksine mütevazı bir geçmişe sahip.
Taksi şoförü bir baba ve eczacı bir annenin kızı olan Winehouse, caza
büyük ilgi duyan bir ailede Ella Fitzgerald ve Frank Sinatra gibi
efsanelerin şarkılarıyla büyümüş. Küçükken şarkıcılık yerine patenli
bir garson olmayı düşleyen Winehouse, arkadaşlarıyla kurduğu ufak
gruplardan sonra 16 yaşındayken müzisyen bir arkadaşının aracılığıyla
demosunu bir plak şirketine ulaştırmış.
2003 yılında müzik
marketlerde yerini alan ilk albümü “Frank” oldukça kısa sürede büyük
ilgi topladı. Eleştirmenlerden çok olumlu tepkiler gören albüm,
İngiltere listelerinde üst sıralara ulaştı. R&B, soul ve caz
müziklerinin modern bir karışımı olan albümünden bu büyük başarıya
rağmen pek de memnun olmayan Winehouse, 2006 yılına kadar sahne
performanslarına devam ettikten sonra sadece 6 aylık bir çalışmayla
yeni albümü “Back to Black”i çıkardı. Önceki albümüne göre caz etkisi
daha ağır basan albüm çok daha büyük bir patlama yaptı ve genç
şarkıcının ünü İngiltere’den Amerika’ya yayıldı.
Dünya çapında başarısı tescil edilen Amy Winehouse
aynı zamanda magazin basınının da en sevdiği ünlülerden. Özellikle
İngiltere’deki tabloid gazetelerde kendisi hakkında her gün en az bir
haber bulmak mümkün. Bu ilginin sebebi ise sanatçının yaşam tarzı. Her
ne kadar işin magazin tarafı bizi ilgilendirmiyor demeyi sevsek de Amy
Winehouse’un durumunda bir istisna yapabiliriz, çünkü söz yazarlığının
en sağlam kaynağı düzensiz hayatı. Misal, “Rehab” adlı şarkısında
sevgilisinden ayrıldıktan sonra rayından çıkan hayatını ve kendisini
rehabilitasyona yollamaya çalışanlara kızının sadece kalbinin
kırıldığını savunarak karşı çıkan babasını anlatmış.
Amy
Winehouse enteresan tarzıyla müzik piyasasının farklı alanlarından
büyük isimlerin de takdirini kazandı. Snoop Dog, Arctic Monkeys, Prince
ve Ghostface Killah şarkıcıyı destekleyen isimler arasında. Başka bir
gurur kaynağı ise kazandığı ödüller. Amy Winehouse’un sorunlu hayatı
yüzünden Amerika vizesi alamayıp Grammy ödül törenine katılamaması bile
bu ödülleri toplamasını engelleyemedi ve aday olduğu 6 dalın 5’inde
ödül alarak 2007 Grammy Ödüllerinin yıldızı oldu.
Yaptığı işte bu kadar
başarılı olmasına rağmen şarkıcılığın çok matah bir şey olmadığını
savunan Amy Winehouse, hayata sadece şarkı söylemek için gelmediğini,
en büyük isteğinin kocasıyla mutlu bir yaşam kurmak istediğini
söylüyor. Mutluluk anlayışı alışılmışın dışında olsa da, Winehouse
kolay yok olmayacak bir isim gibi görünüyor; yeter ki tercihleri
yüzünden genç yaşta kaybettiğimiz yeteneklerden biri olmasın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder